24 Nisan 2026 Cuma

YAŞAMAK YU HUA



Yayımlandığında ülkesinde yasaklılar listesine giren bu kitap, size bu kadarı da olmaz dedirtecek.


Fugui adlı karakterimiz, gençliğinde oldukça zengin bir ailenin oğluyken kumar düşkünlüğü yüzünden sahip olduğu her şeyden mahrum kalır. Bundan sonra başına gelenler ise sırasıyla Çin İç Savaşı, Büyük İleri Atılım dönemi ve Kültür Devrimi olmak üzere arka planda gerçekleşir.


Tüm bunlar olurken, politikayı bir kenara bırakan yazar Yu Hua, onun hayatta kalmasını ve acıyla yaşamasını konu ediyor.


Sabah olur akşam olur o,  umut ettiği için değil sadece başka seçeneği olmadığı için yaşar. Gençken hiç bitmeyecek sandığı her şeyin bir sonunun olduğunu yaşayarak öğrenmek, varken hiçbirinin kıymetini anlamak için çaba göstermemek aslında bir lütuf değil, bir cezadır. Çünkü gösterilmeyen saygı, duyulmayan minnet duygusu, boşlukta kaybolmuş bir ses gibi olur. Tüm bunları göstermen gereken insanlar bu dünyadan ayrıldıktan sonra.


Gençken önem derecelerinin değişmesi, içinde bulundukları ortamların değer yargılarına uyum gösterme çabaları, ailelerinin onlar için gösterdiği çabayı, zamanı aslında ömrü bir kalemde silebilme cesaretini bir bağırışla, bir kapı çarpma ile, bir evden uzaklaşma ihtimali ile yer değiştirebilmeleri aslında onlara ailelerinin vermiş olduğu özgürlükten geldiğini bile fark edemeyecek kadar kördürler.


1992 yılında yazılmış bu romanda Fugui fiziksel olarak hayatta kalma ön planda iken, bugün ise Gen Z’de bu daha çok psikolojik ve duygusal hayatta kalma şeklinde vücut buluyor. Gençliğin atarlı yapısının karşı çıkışları ise yıllar boyu hiç değişmiyor.


Hayat zor olduğu kendinde saklı, ama kendi hayatında anlam yaratma işi sana düşüyor. Sürekli mutlu olma baskısı altında mutluluğun garanti olmadığını kabullenmek çok zor. Bunun yerine anlamlı ve ayakları sağlam yere basan bir hayat kurmaya odaklanmak var olmanın birincil önceliği olmalı.


Öte yandan neden yaşadığını sorgulamak elbette önemli ancak senin kontrolünde olmayan engeller için yeni yollar çizmekte özgür olmakta önemli. Birine ya da bir şeylere bağlanmak takıntılı olmak, bu bir sevgili ya da ekran bağımlılığı olabilir, seni geliştiriyorsa yolunun bir parçası ama sürekli odağını tüketiyorsa yolunun yerine geçmiştir.


Yaş aldıkça aldığımız yolun bize kattıkları kadar yaşarız.


#Yaşamak
#YuHua
#ToLive
#ChineseLiterature
#ModernKlasikler
#RomanÖnerisi
#KitapTavsiyesi
#KitapKurdu
#OkudumBitti
#KitapAlıntıları
#Edebiyat
#DramRoman
#HayatÜzerine
#YaşamVeKaybetmek
#OkumaListesi


When it was published, this book was placed on the banned list in its own country, and it will make you say, “this can’t possibly get any worse.”


Our main character, Fugui, is the son of a wealthy family in his youth, but he loses everything due to his gambling addiction. After that, what happens to him unfolds against the backdrop of major historical events such as the Chinese Civil War, the Great Leap Forward, and the Cultural Revolution.


While all of this is happening, the author Yu Hua, setting politics aside, focuses on Fugui’s survival and his life lived through pain.


Morning comes, evening comes—he lives not because he hopes, but because he has no other choice. Learning through experience that everything he once thought would never end actually has an ending, and realizing the value of things only after they are gone, is not a blessing but a kind of punishment. Because unshown respect and unexpressed gratitude become like a voice lost in emptiness, especially when the people you should have shown them to are no longer in this world.


When young, people fail to notice how priorities change; they struggle to adapt to the values of the environments they are in. They cannot see that the effort, time, and sacrifice their families make for them can be erased in a moment with a shout, a slammed door, or the thought of leaving home. That freedom given to them is something they are too blind to recognize.


In this 1992 novel, while Fugui’s survival is primarily physical, today in Gen Z it takes the form of psychological and emotional survival. The rebellious nature of youth, the urge to resist, never really changes over the years.


Life is difficult in itself, but creating meaning in your own life is your responsibility. Accepting that happiness is not guaranteed under constant pressure to be happy is hard. Instead, focusing on building a meaningful and grounded life should be the primary priority of existence.


On the other hand, questioning why you live is important, but it is equally important to be free to draw new paths for obstacles that are not under your control. Becoming attached to someone or something—whether a partner or an addiction to screens—can be part of your path if it helps you grow, but if it constantly consumes your focus, it replaces your path instead of being part of it.


As we age, we live as much as the journey we have taken adds to us.



25 Mart 2026 Çarşamba

GÖRÜNMEZ KENTLER İTALO CALVİNO

 





Alaycı, komik, akademik, eleştirel yok yok

Marco Polo ile Kubilay Han’nın birbirlerinin dilini bilmeden keşif, seyahatname notları. 

Ancak varolmayan şehirlerin dilinden insanları anlatır. Çıkarılan zihinsel şehir haritaların birinde mutlaka -işte benim burası” diyebileceğin bir yer vardır.


Kitaptaki beğendiğim alıntıları buraya not bırakıyorum merak edip okumak isteyen buyursun…..


Sf.193 “Birbirine karıştı yerler” dedi keçi çobanı, “artık her yer Cecilia; eskiden mera idi burası eminim. Keçilerim refüjdeki otları tanıyorlar. 

Sf.197 Limbo; Cennette Tanrı huzurunda yaşama sevincinden yoksun bırakılan ruhların yaşadıkları yer.

Sf.179 Jericho; Filistin’de tarih öncesi dönemden bir kazı höyüğü, Ur; Bir sümer kenti, Kartaca; Romalıların aralıklı üç büyük savaş sonucu haritadan sildikleri bir Kuzey Afrikakenti. Skaiai Kapıları; Troya kentinin büyük giriş kapıları.

Sf.164 Yüce Han…..akıl erdiremiyordu. Üzerine oynanan şey neydi? Şah mat noktasında, kazananın eliyle düşürülüp kenara itilen şahın ayakları dibinde siyah ya da beyaz bir kare kalır geriye….Kubilay imparatorluğun binbir hazinesi son ve kesin fethin yalancı kılıflarıydı yalnızca. Düzgün, cilalı bir tahta parçasıydı fethedilen; bir hiç.

Sf 148-147 Belki de bu konuşmamız şu anda çöpleri karıştıran, buldukları paslanmış kırık eşya, kumaş, ve kağıt parçalarını bir araya toplayan Kubilay Han ve Marco Polo takma adlı iki meczup arasında geçiyor, kötü şaraptan birkaç fırt çekip sarhoş olmuşlar, Doğu’nun tüm hazinelerinin karşılarında parladığını görüyorlar.

Sf.138 Düşündüm “Yaşamda bir an geliyor, tanıdığın insanlar arasında ölüler canlılardan çok oluyor. Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor.

Sf.135 Boşlukta duran noktalar arasındaki güzergahların, o alacaklının gişesini teğet geçerek, o tüccarın kepengine ulaşmak için seçilecek en kısa yolun çizildiği boş bir mekandır.

Fillide’yi her gün gözleri önünde bulan ve sahip olduğu şeyleri görmeyi bitiremeyenlere ne mutlu.

Sf.134 ….havada çizdiği patikaların her noktasından kentin her noktasına hakim olan kırlangıçların yollarını kağıt üzerinde göstermek çok daha zordur.

Sf. 127 Marco Polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor.

“Peki köprüyü taşıyan taş hangisi ?” diye sorar Kubilay Han. Köprüyü taşıyan şu taş ya da bu taş değiş, taşların oluşturduğu kemerin kavsi,” der Marco. Kubilay Han “Neden taşları anlatıp duruyorsun bana? Beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer. Marco cevap verir; “Taş yoksa kemerde yoktur.”

Sf.94 Yağmurdan korunmak için bir kemerin altında tesadüfen bir araya gelenler ya da çarşıda bir tentenin altına doluşanlar ya da meydanda çalan orkestrayı dinlemek üzere duranlar arasında buluşmalar, baştan çıkarmalar, çiftleşmeler, çoğul sevişmeler tüketilir, böylece tek kelime etmeksizin, birbirine parmağını bile değmeksizin, bakışlarını neredeyse hiç kaldırmaksızın.


#GörünmezKentler

#ItaloCalvino

#KitapÖnerisi

#Edebiyat

#ModernKlasik

#KitapAlıntıları

#OkumaListesi

#FelsefiKitaplar

#ŞehirVeİnsan