Alaycı, komik, akademik, eleştirel yok yok
Marco Polo ile Kubilay Han’nın birbirlerinin dilini bilmeden keşif, seyahatname notları.
Ancak varolmayan şehirlerin dilinden insanları anlatır. Çıkarılan zihinsel şehir haritaların birinde mutlaka -işte benim burası” diyebileceğin bir yer vardır.
Kitaptaki beğendiğim alıntıları buraya not bırakıyorum merak edip okumak isteyen buyursun…..
Sf.193 “Birbirine karıştı yerler” dedi keçi çobanı, “artık her yer Cecilia; eskiden mera idi burası eminim. Keçilerim refüjdeki otları tanıyorlar.
Sf.197 Limbo; Cennette Tanrı huzurunda yaşama sevincinden yoksun bırakılan ruhların yaşadıkları yer.
Sf.179 Jericho; Filistin’de tarih öncesi dönemden bir kazı höyüğü, Ur; Bir sümer kenti, Kartaca; Romalıların aralıklı üç büyük savaş sonucu haritadan sildikleri bir Kuzey Afrikakenti. Skaiai Kapıları; Troya kentinin büyük giriş kapıları.
Sf.164 Yüce Han…..akıl erdiremiyordu. Üzerine oynanan şey neydi? Şah mat noktasında, kazananın eliyle düşürülüp kenara itilen şahın ayakları dibinde siyah ya da beyaz bir kare kalır geriye….Kubilay imparatorluğun binbir hazinesi son ve kesin fethin yalancı kılıflarıydı yalnızca. Düzgün, cilalı bir tahta parçasıydı fethedilen; bir hiç.
Sf 148-147 Belki de bu konuşmamız şu anda çöpleri karıştıran, buldukları paslanmış kırık eşya, kumaş, ve kağıt parçalarını bir araya toplayan Kubilay Han ve Marco Polo takma adlı iki meczup arasında geçiyor, kötü şaraptan birkaç fırt çekip sarhoş olmuşlar, Doğu’nun tüm hazinelerinin karşılarında parladığını görüyorlar.
Sf.138 Düşündüm “Yaşamda bir an geliyor, tanıdığın insanlar arasında ölüler canlılardan çok oluyor. Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor.
Sf.135 Boşlukta duran noktalar arasındaki güzergahların, o alacaklının gişesini teğet geçerek, o tüccarın kepengine ulaşmak için seçilecek en kısa yolun çizildiği boş bir mekandır.
Fillide’yi her gün gözleri önünde bulan ve sahip olduğu şeyleri görmeyi bitiremeyenlere ne mutlu.
Sf.134 ….havada çizdiği patikaların her noktasından kentin her noktasına hakim olan kırlangıçların yollarını kağıt üzerinde göstermek çok daha zordur.
Sf. 127 Marco Polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor.
“Peki köprüyü taşıyan taş hangisi ?” diye sorar Kubilay Han. Köprüyü taşıyan şu taş ya da bu taş değiş, taşların oluşturduğu kemerin kavsi,” der Marco. Kubilay Han “Neden taşları anlatıp duruyorsun bana? Beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer. Marco cevap verir; “Taş yoksa kemerde yoktur.”
Sf.94 Yağmurdan korunmak için bir kemerin altında tesadüfen bir araya gelenler ya da çarşıda bir tentenin altına doluşanlar ya da meydanda çalan orkestrayı dinlemek üzere duranlar arasında buluşmalar, baştan çıkarmalar, çiftleşmeler, çoğul sevişmeler tüketilir, böylece tek kelime etmeksizin, birbirine parmağını bile değmeksizin, bakışlarını neredeyse hiç kaldırmaksızın.
#GörünmezKentler
#ItaloCalvino
#KitapÖnerisi
#Edebiyat
#ModernKlasik
#KitapAlıntıları
#OkumaListesi
#FelsefiKitaplar
#ŞehirVeİnsan
